HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN Tüm İslam Dünyası'nın her yıl büyük bir heyecanla beklediği, mübarek Ramazan Ayı'nın içerisindeyiz. Bütün Müslümanlara, bereket, hayır, huzur ve öncelikle de barış getirmesini gönülden temenni ettiğimiz bu mübarek ayın hayırlara vesile olmasını dileriz. .
Dünyanın çeşitli yerlerindeki çatışmaların, fakirliğin, açlığın ve türlü hastalıkların pençesinde bulunan masum müslümanların ise en büyük istekleri , dinlerini rahatça yaşayabilecekleri, barışın ve istikrarın sağlandığı bir ortamda, huzur içinde hayatlarını devam ettirmekdir.Arzu edilen barış ve huzur ortamının oluşması için ise tüm Müslümanların öncelikle Kuran ahlakını yüce Allah'ın emrettiği titizlikle yaşamaları gerekmektedir. Çünkü ancak bu ahlak yaşandığında, Kuran ahlakının güzelliklerini anlatmak için ciddi bir çaba sarf etmek, iyilik konusunda dayanışma içinde olmak, ihtiyaç içinde olan Müslüman kardeşlerine ellerinden gelen her türlü yardımı yapmak mümkün olacaktır.
İslam Dünyası içerisinde Ramazan Ayı, yardımlaşmanın ve dayanışmanın daha da ön plana çıktığı, çok önemli bir dönemdir. Burada önemli olan, hiç kimsenin "benim yardımımdan ne olur" diye düşünmeden, samimi bir kalple gayret göstermesidir.
Asla unutulmaması gerekir ki, bu gayretleri başarılı kılacak ve iman edenlerin dualarına icabet edecek olan Alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Yüce Allah'ın kullarına bir lütfu olan Ramazan Ayı, tüm insanlığa bir rehber olarak gönderilen Kuran'ın indirildiği ve içinde "...bin aydan daha hayırlı"olduğu bildirilen Kadir Gecesi\'nin bulunduğu bir bereket ayıdır. Bu ay boyunca, dünya üzerindeki tüm Müslümanlar oruç ibadetlerini yerine getirir, fitreler , zekatlar , iftarlar , çeşitli sadaka ve hayırlarlada adeta yarışır ,verdikleri nimetler için Rabbimize şükreder ve hatalarından dolayı tevbe ederler.
Yüce Allah\'ın vermiş olduğu sayısız nimete karşılık bir şükür vesilesi olan oruç ibadetinin Allah'ın razı olacağı şekilde yerine getirilmesi, güçlü bir imanın, ihlasın, samimiyetin ve Allah korkusunun göstergesidir. Çünkü oruç, Allah ile kul arasındaki bir ibadettir. İnsanın bu farzı yerine getirirken ne niyette olduğunu, samimiyetini, ihlasını, haram ve helalleri uygulamada gösterdiği titizliğini ancak gizlinin de gizlisini bilen Allah bilmektedir.
Bir kişinin, çevresindekilere gösteriş amaçlı ya da samimi bir niyetle orucunu tutup tutmadığını hiç kimsenin bilmesi mümkün değildir. Oruç tutan kişinin bu ibadetinin karşılığı ancak Allah katındadır. Peygamber Efendimiz de (sav) iman edenleri bir hadisinde şu şekilde müjdelemiştir:
"Bu ayı oruç tutarak, ibadet ederek ve hayır için harcamada bulunarak geçirenlere ne mutlu!"Allah, orucun farz olduğunu Bakara Suresi'nde şu şekilde bildirir: "Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız." (Bakara Suresi, 183)Oruç ibadetinin Müslümanlar için birçok hikmeti bulunmaktadır. Belki de en önemli hikmeti ise, kişinin gün boyunca Allah\'ı ve dini aklından çıkarmamasına vesile olmasıdır.
Orucun bir diğer faydası da insanların sakınmaları, yani kötülüklerden uzak durup, nefislerini terbiye etmeleridir. Bunun tek yolu da, Allah\'a samimi bir kalple iman edip, Rabbimizin emir ve tavsiyelerine uymak, vicdanının sesini dinleyip, nefsinin kışkırtmalarından uzak durmaktır. Böyle bir kişinin ahlakı zaman içinde güzelleşecek, imanı olgunlaşacak ve Allah korkusu daha da güçlenecektir.Ayrıca insanlar oruçlu ikendaha samimi ve daha duygusal olduğun dan fakirlerinve açların içinde bulunduğu durumu daha kolay hatırlayıp fark etmeleri sadaka da ve hayırda yarışacak şekilde hayra koşmaya sevk etmektedir..
Müminler bir ay boyunca Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu emri uygularlar ve oruç ile birlikte diğer ibadetlerini de yerine getirirken nefislerini terbiye ederler. Kişi, hayatının her alanında, Ramazan Ay'nda aldığı bu özel terbiyenin nimetlerinden yararlanır. Çünkü nefsini terbiye etmiş -yani elindeki nimetlerin Allah'a ait olduğunu ve acizliğini fark etmiş- bir insanın hayatında birtakım değişiklikler meydana gelir.
Oruçla nefsini terbiye etmiş bir insanın dünya görüşü, olaylar karşısındaki tepkileri ve yorumları farklılaşır. Bu farklılaşma sonucu yüce Allah'ın büyüklüğü karşısındaki acizliğini anlar ve Allah\'a olan saygı ve sevgi dolu korkusu artmış olur. Allah insanları bu dünyada çeşitli eksikliklere ve acizliklere sahip olarak yaratmıştır. İnsanın hayatının sonuna kadar beslenmek zorunda olması, hayatta kalmasının bu koşula bağlanmış olması da aslında bir eksikliktir. Ancak çoğu insan, belki de beslenme konusunu bir acizlik olarak görmeyi daha önce hiç düşünmemiştir. Bunu, insanın yaratılışı gereği sahip olduğu doğal bir ihtiyaç olarak kabul etmiştir. Ama insanın böyle bir ihtiyacının olması bir eksikliktir ve bu eksikliğin altında gizlenmiş hikmetler vardır. Her insanın bu hikmetleri kavramaya çalışması gerekir. Çünkü ancak bu mantığı kavradığı takdirde, Yaratıcımıza karşı acizliğini ve O'ndan gelecek her nimete ne kadar muhtaç olduğunu anlayabilir.
Oruç tutmanın müminler üzerine farz kılınmasının hikmetlerinden birisi de budur; kısa süreli, geçici bir açlık ve susuzluğun dahi insanın kendi aczini ve zayıflığını hatırlamasına ve hissetmesine, Allah'a ne derece muhtaç olduğunu anlamasına yardımcı olur.Allah, Gönülden ve Katıksız Bir İmanı Emreder"Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır." (Bakara Suresi, 184)der yüce ALLAH ( C.C.) Kuran-ı kerim de .
Görüldüğü gibi Allah, yapılan ibadetlerin hep gönülden olmasını bildirmiştir. Örneğin namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, itaat eden bir insanın asıl niyeti, kalbinden geçirdikleri önemlidir. ALLAH ( c .c. ) bizleri samimi ve dürüstibadet edenler den eylesin.Ramazan Ayı, bu ayda yapılan tüm ibadetler ve Allah'ın Kuran'da bize emrettiği güzel ahlak samimi bir şekilde kalpten Allah'a yönelerek hareket etmemizi sağlamaktadır. Çünkü Allah'ın istediği ve bizim bağışlanmamızı sağlayacak en önemli özellik samimi olarak yaptığımız ibadetlerimizdir.Yapılan tüm bu ibadetler yüce Rabbimiz'e takvaca yaklaşabilmek için birer vesiledir.
Bu noktada önemli olan Müslüman bir kişinin kendisini Allah'a yaklaştıracak vesileler araması ve her vesileyi gönülden değerlendirmesidir.Unutulmamalıdır ki kişiye düşen kendi üzerinde tecelli eden tüm özelliklerini şükür vesilesi yaparak sonsuz merhamet sahibi olan Allah'a katıksızca bağlanmak ve O\'nun emrettiği ibadetleri yerine getirmektir.
" Evveli rahmet , ortası mağfiret , sonu tüm günahlardan kutuluş" olan on bir ayın sultanı mübarek ramazan ayı tüm islam alemi ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi dileğiyle..
H.ANAÇAL
H.ANAÇAL BEY'E YAZILARINDAN; KATKILARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜRLER.GÜZEL BİR ÇALIŞMA OLMUŞ.ALLAH GÖNLÜNE GÖRE VERSİN İNŞAALLAH SAYIN ANAÇAL. |